13 Şubat 2013 Çarşamba

Aristotales-Kategoriler


Aristotales bu yapıtında hocası Platon’un tersine ilk varlık olarak duyumlanan dünyayı ve duyumlanan maddeleri alır. Kitapta maddeyi incelemek için 10 kategoriye böler ve inceler.
İLK VARLIK
     Taşıyıcıdır.
     Göreliliği yoktur.Yani bir insan , bir eşekten daha çok ilk varlık değildir.
     Bölünmez,sayıca tektir.
     Karşıtı yoktur.
     Daha çokluk ya da daha azlık kabul etmez ama karşıt nesneleri  zamandaş olmamak kaydıyla kabul eder.
İKİNCİL VARLIK (tür,cins)

     Tür , taşıyıcı olan varlığa yüklenir. (cins hem türe hem varlığa yüklenir)
     Yüklenenler (tür ve cinsler) tanımlarını da beraberinde yüklerler.
     Cins , türden daha geniş kapsama sahiptir.
     Nitelik belirtirler.Ancak bunun yanında “ne” lik de belirtirler.
NİCELİK
    
      Sayı belirtir.
     Karşıtı yoktur.
     Bazı nicelikler sürekli (doğru,düzlem) ,bazıları ise süreksizdir(sayı) .
     Çokluk-azlık kabul etmez.
     Eşitlik-eşitsizlik içerir.
     Kimi niceliklerin birbirine göre durumu vardır,kiminkinin ise yoktur.



NİTELİK
     Varlık hakkında nasıl sorusunu karşılar.
     Karşıtlık bulunur (renkler hariç).
     Nitelik olan huy zor kaldırılabilir ancak , yatkınlık değişebilir.
     Kolayca yok edilebilen niteliklere duygulanım denir.
     Başka bir biçimi ise geometrik şekillerde bulunan eğrilik-doğruluktur.
GÖRELİK
     Nesneleri birbirlerine göre belirler.
     Nesnelerin “ne” likleri birbirine göre söylenir.
     Azlık-çokluk vardır. (nitelik ile yapılan görelikte azlık-çokluk var iken,nicelik ile yapılanda yoktur)
     Evriği vardır.
     Zamandaştır.
     Bir varlığın göreli olduğu bilinirse,neye göre olduğu da bilinir.
NASILLIK
     Nitelikten türemiştir, karşıtlık kabul eder,azlık-çokluk kabul eder ama geometrik şekillerde kabul etmez.
ETKİNLİK-EDİLGENLİK
     Karşıtlığı,azlığı-çokluğu kabul eder. (ısıtmak-soğutmak,ısıtılmak-soğtulmak)
İYELİK
     Sahip olmayı gösterir.(ayakkabılı,köleli vb…). İyelikten yoksunluğa dönüşme olur ama tersi olmaz.
UZAM-ZAMAN
     Mekan,zamanı belirtir.(çarşıda,dün…)

Descartes-Yöntem Üzerine Konuşma


     Descartes Avrupa’da skolastik dönemde bu döneme aykırı bir isimdir.O dönemin kavramlarından da faydalanarak zamanın artık modern felsefeye doğru akan ruhunu eserlerinde görürüz. Descartes modern felsefenin kurucusu olarak nam salmıştır. Bu kitabında bir hekim oğlu olmasının da getirdiği alışkanlıklar ile bilimsel,etik yöntemlerini  açıklamıştır. Bu sırada fizik ile ilgili bazı teorilerini kiliseden çekindiği için açıklamaktan çekinmiştir.
BİLİMLERLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ BELİRLEMELER:
     Sağduyu(akıl) dünyanın en iyi paylaşılmış şeyidir.Zira kimse aklının kendisin yetmediğini öne sürmez.Görüşlerimizin  farklılık içermesi aynı şeyleri düşünmüyor oluşumuzdan ve düşüncemizi değişik yollardan götürüyor olmamızdandır.
Ben burada dünyadaki hemen hemen her insani sorunun çözümünü şu sözlerde buluyorum (özellikle faşizmin): “…göreneklerimizi daha sağlıklı yargılayabilmemiz için ve hiçbir şey görmemiş olanların yapageldiği gibi bizim alışkanlıklarımıza ters düşen her şeyin gülünç ve usdışı olduğunu düşünmememiz için çeşitli halkların görenekleriyle ilgili bir şeyler bilmek iyidir.”
YAZARIN ARADIĞI YÖNTEMİN KURALLARI
     Bir kişinin yaptığı-oluşturduğu yapıt birden fazla kişinin oluşturduğu yapıttan her zaman daha iyidir.Ancak burada sanki o dönemin monarşisini savunuyor gibi geldi bana.
     Descartes daha iyi ve ileri görüş elde etmek için tüm bildiklerini siliyor ve onları bulmaya girişiyor.
     Geçmişten günümüze bir çok görüş olduğunu ve bunların birer alışkı olarak haklılığını koruduğunu,bu yüzden de kendi yolunu bulma yolunu seçtiğini belirtmiştir.Yöntemini oluştururken mantık,matematik ve geometriden;bunları birbiri içinde yoğurarak faydalanmıştır.
Ve kendi 4 kuralını sıralıyor:
Aceleci davranmayarak,apaçık bilinen bilgi olmadığı sürece bir şeyi doğru diye almamak.
Sorunları parçalara ayırmak ve öylece incelemek.
Düşüncelerini basitten başlayarak yola koyulmak.
Hiçbir şeyi dışarıda bırakmayacak şekilde bütünsel olarak her maddeyi incelemek.
BU YÖNTEM İLE KENDİSİNE ÇIKARDIĞI AHLAK KURALLARINDAN BAZILARI
Burada Descartes’ın maksadı kendi yöntemini ararken toplumun kendi zıt görüşleri nedeniyle kendine ayak bağı olmaması ve o anki olanaklardan faydalanmak istemesidir.Kurallar:
Dine sıkı sıkıya bağlı kalarak,ülkesinin yasalarına ve alışkanlıklarına uymak ve bir aşırı,bir uç kişi olmamak.
Eylemlerinde elinden geldiğince tutarlı ve kararlı olmak.Emin olmadığı ancak seçmek zorunda kaldığı görüşünde bile tutarlı bir şekilde ilerlemek.En olanaklı olanın peşinden gitmek.
Dünyanın düzenini değiştirmekten çok,önce kendi arzularını değiştirmek. Çünkü düşüncelerimiz dışında herhangi bir şeye tam olarak yön veremeyiz.
4.BÖLÜM
Descartes burada bilmenin,kuşkulanmaktan daha büyük bir yetkinlik olduğunu söyler ve daha yetkin şeyleri nereden bildiğini sorgular ve bunları daha yetkin olandan aldığını düşünür.Yani Tanrı tarafından kendisine konduğunu söyler.Yetkinlik az yetkinden çok yetkine değil,çok yetkinden az yetkine doğru olur.
Tanrı’nın varlığının kanıtı olarak açık seçik kavradığımız tüm doğruların zaten Tanrı’da var olduğunu söyler.Yanılgılarımızın ise bizim tam yetkin olmamamıza bağlar.
5.-6.BÖLÜM
Burada Descartes ışık-dünya-gezegenler gibi bir çok konu açıklık getirebildiğini söylüyor.Ancak bunu bu metinde ortaya koymuyor.Bunların hepsinin temelinin ise yaratıcıya dayandığını söylüyor.İnsanı iç organlarını inceleyerek tanıtlıyor ve insan-hayvan arasındaki farkı doğuştan gelen alışkanlıklar ve sonradan öğrenilen doğrular üzerinden açıklıyor.İnsanı açıklamak için en basit sistem olan dolaşım sistemini açıklıyor.Descartes yine burada bireysel olarak elde edilen bilginin daha sağlam olduğunu,başkasından elde edilip kavranan bilginin daha az sağlam olduğunu söylüyor.

Platon-parmenides diyaloğu


      Platon bu metinde birlik-çokluk sorunu temelinde tartışarak ana madde arayışını sürdürmüştür. Platon’un bildiğimiz “idea” dünyası üzerinden metin yürür. BİR’i idea dünyasında bir kavram , tanrı ya da ilk madde gibi düşünebiliriz. Bu idea dünyasında ruhumuz kavramları görmüştür ve bu dünyadaki bilgilerimiz de o bilgileri hatırlamaktan ileri gelir.
     Metindeki ilerleyiş BİR birse ? BİR varsa ? BİR yoksa ? Soruları ile devam eder.Bunlara değinirsek:
BİR Birse
     Ne bütün ne de bir bütünün  parçası olacaktır.Çünkü bütün olursa parçaları da olmak zorundadır ve parçalara ayrılan bir,bir olmaz çok olur. Bütünün parçası olursa zaten bir olmaz çok olur yine.
     Bir ne özdeş ne de değişik olacaktır.Çünkü birin doğası ile özdeşliğin doğası aynı değildir. “Bir’e bir nesneden başka bir şey olmak yakışmaz” cümlesi de gösterir ki BİR değişik değildir. Değişik olursa bir o farklı olduğu şeyler birlikte BİR değil , çok olacaktır. Özdeş de değildir çünkü özdeş olması demek,BİR’in gerçek hayattaki bir BİR e indirgenmesi anlamına gelir ki bu da BİR’in var olması anlamına gelir.
     BİR zamanla bağdaşmaz,ne içindedir ne dışında.Zamandan pay almaz.BİR sabit kalandır.
     BİR yer değiştiremez çünkü yer değiştirmesi için belli bir merkezinin olması gerekir oysa ki BİR uzamsal değildir. Ayrıca bir herhangi bir şeyin içinde olmadığından ne devinebilir ne de olduğu yerde kalabilir.
BİR Varsa
     Başı,sonu ortası vardır.Bu yüzden yer değiştirebilir ve biçimden pay alır.
     Bir parça olarak kendi içinde,bir bütün  olarak başka bir şeyin içindedir.
     Öteki nesnelerle hem benzer hem benzemez , hem aynı hem başka olabilecektir.
     Zamansal olduğu için zamanla daha genç-yaşlı ve ya yaşıt olabilir.
BİR Yoksa
     BİR yoksa derken burada BİR’in var olmaması durumu kastedilir.Yani bir olmasa bile varlığı söz konusu.
     Olmayan BİR’in hiçbir zaman durmadığını , hiçbir zaman devinmediğini söyleyebiliriz.
    BİR olmadığı için çok da var olmayacaktır.
    BİR yoksa daha önce saydığımız belirlemelerin hiç biri söz konusu olamaz.